23 Aralık 2012 Pazar

İsimsizler - XXIII


sanrının klavuzu
dinmeyen bir rüzgar içimde adımdan gelen
kana aç adem tohumları dökmekteyim
bir hastalık gibi
biriktirdim avuçlarımda
içtim susadıkça
batıyorum.
gün gelecek,
kıymetlinizden akan kan ile boğulacağım

7 Ekim 2012 Pazar

Ayırım


bazen anlar gibiyim
boş gözleri bedeni süsleyen
bazen de garip gelir iki göz
sanki uzak diyarlardan gelmişçesine
bir el beş uzantı

her şey anlamsız gelir bazen de
çabalar anlamsızdır
tüm kandırmacadır hayat
anne ve babadan kalan

bir oyundan geçersin
bazen içselleştirirsin
iş ya
tanrısızlık vurmuştur başına

insanlar var üzülür, sevinir
bir karıncanın nefesidir bazen
verdiğin değer

yürürken sorgularsın kafan karışır
bir fahişenin selamını alırsın
nedendir bilinmez
kutsarsın
belki de bildiğinden kim bilir
toprağa bakar
sebep arasın

dalarsın bulutlara
bir ışık hüzmesi alır seni
götürür diyarlara
sanki anlam yitirmiş
ödünç aldığın değerlerin

sorgularsın durmadan
bir hastalık gibi
bastırırsın egonu
olmaz dersin
tüm arka kapılarında
biriktirdiğin maskelerle

kanmış gibi yaparsın
insan  nefeslerinin bıraktığı buğulara
halbuki gülümsersin
serbest bıraktığın içinle
bir sinsi gülümseme
yüceltir seni

16 Eylül 2012 Pazar

Kutsal Nefes ve Adet


rahme tohum düştü koşun
linç varmış ama!
adeti varmış çünkü
kutsal olanın

nasıl dokunursunuz tanrının nefesine
günah rahminde fırtınalar kopuyorken
nefse düşmüş nefes
ellemeyin
uğramaz mısınız lanete
yakmaz mı tanrının ruh parçası
etmeyin

linç var
adeti varmış çünkü
kutsal olanın da
bencillikten gelen

9 Eylül 2012 Pazar

İsimsizler - XXII


bu gece bedenlere daldım
ağızlarından ruhlar sarkan
her geçen dakika kaybederlerken dizginlerini
karışacaklar birbirlerine

dağ zirvesinden bakmaktayım
yakasım var şehvet nehrini
tükürdüğüm yere basmayın
parçam bulaşmasın size

dudakları ıslanmış
yavaşça yutkunup
akıtırlarken iksiri içlerine
bir adım daha atmışlar
Meryem'in sırt çevirdiği odaya

insanlar,

tüm kandırmacaları seçmişler
oyun: bu gece aleni ihtiras

4 Ağustos 2012 Cumartesi

Yol

karınca,
kendimden önce sana mı dua okudum
sudan gelen bir atıştı bu
kim bilebilirdi ki böyle olacağını
duyuyorum,
yasak sesleri perde ardındaki
ardından da okunan aleni dualar

etme,
doğrudur diz çöktüğüm,
eğilmiş yüzümde sinsi bir gülümseme ile
görmedin,
zor savaştayım yaradanımdan kalan
geleceğim okunuyor benden

biliyordun,
bakışlarım hep içten dışa...

23 Haziran 2012 Cumartesi

Nefes


nefes al
kaburgalarında dağları gördüm,
ovaları: günahla yükselen
zaman meselesi değil mi zaten
er ya da geç
oluyor olacak olan
basit.
bırak kendini,
aktığın yerde tanrılar diz çökecek
battığın sulu toptakta yükselecek var oluş
başladığı ve geldiğin yerden
Kabil'den daha günahsızım inan
almadan can, kendiminkileri bıraktım

darılmış zaman kendine
etek altı perisi ziyareti
masumiyet çukuru derin
çırpınma
gelecek, kaçınılmaz son

İZLEYİCİLER

Bunlar da ilginizi çekebilir:

Related Posts with Thumbnails

shh...